• Trending-

96 YAŞINDA KADIN 72 YIL SONRA EVİNİ SATIŞA ÇIKARDI İÇERİ GİREN EMLAKÇILARIN NUTKU TUTULDU

By

Ami Ciccone

, updated on

December 26, 2019

Gizemli hikayeleri sever misiniz? O zaman bu ilginç hikaye tam size göre. İlk bakışta merdiveni 96’ya dayamış tatlı bir ninenin evini satma hikayesinde gizem nerede diyebilirsiniz. "Eski bir evin satışından bana ne" diye düşünebilirsiniz. Ama bu ev öyle bildiğiniz evlerden değil. Deneyimli emlakçılara bile tüm bildiklerini unutturan bu ev satma hikayesini bir solukta okuyacaksınız ve gördüklerinize inanamayacaksınız.

Sıradan Bir Ev...Mi?

[the_ad id="40731"]

Olayımız Kanada’da geçiyor. Toronto vilayetinin batı kesiminde satılığa çıkan bir ev var. Emlakçılık yapan kız kardeşler, Carla ve Gladys Spizzirri sektörün en başarılı emlakçıları olarak tanınıyorlar. 96 yaşındaki Joyce onları arayıp “gelin evimi görün, satış rakamı çıkarın” diye aradığında hayatlarının haberlere konu olacak şekilde değişeceğini bilmiyorlar. Evin adresini alıyorlar: Jane Sokağı, 148 Numara, Batı Toronto. “Ah” diyorlar, “sıradan bir sokak”. Ev sahibi Joyce evin dıştan çekilmiş fotoğrafını gönderdiğinde de “tüh” diyorlar, “eski bir ev, satış öncesi tadilat şart”. Deneyimleri onlara böyle düşünmeyi öğretmişti, halbuki bu ev onlara bambaşka bir şey öğretecekti.

Bu Ev İçİnde Kocaman Bİr Sır Barındırıyor >>

Karakterlerimizi Tanıyalım

[the_ad id="40731"]

Gizemli romanlarda olduğu gibi, asıl olaya geçmeden önce karakterlerimizin geçmişini biraz bilmemiz gerekir. Hikayemizde 3 başrol var. Evi satılığa çıkaran 96 yaşındaki Joyce ve evi satmak için tecrübesine başvurduğu emlakçı kardeşler Carla Spizzirri ve Gladys Spizzirri. Emlakçı kardeşlerden başlayalım. Gladys kardeşlerden daha büyük olanı, 30 yılını sektöre vermiş, namı tüm Kanada’ya yayılmış başarılı, tuttuğunu koparan tam bir satış sihirbazı. Carla ise küçük kardeş, ablasının izini bir 20 yıl geriden takip ediyor ve yumuşak kişiliğiyle müşterilerin kalbine girmede oldukça başarılı. İki kardeş güçlerini birleştirdiklerinden beri onlara Emlak Kraliçeleri deniyor. Çünkü satamadıkları ev yok. Hikayemizdeki evin hayatlarını değiştireceğindense hiç ama hiç haberleri yok.

Bilmedikleri Neydi? Emlak Kraliçeleri Gizemi Çözmeye Başlıyor

96 yaşında aklı başında..mı?

[the_ad id="40731"]

Evini satılığa çıkarmak isteyen ve hikayemizin ana kahramanı Joyce 96 yaşında. Emlakçı kardeşlerle iletişimi ilk başlatan taraf da yine Joyce. Bir gün emlak ofisinin telefonu çalıyor, telefonu Carla açıyor. Karşısındaki ses oldukça berrak ve akıcı konuşuyor "Merhaba, ben evimi satmayı düşünüyorum. Sizin telefonunuzu bir reklamda gördüm, evimin değerini öğrenmek istiyorum. Size güvenebilir miyim?" diyor. Carla şaşırıyor haliyle, bu kadar nam salmışlar, hala güvenebilir miyim diye soranlar mı var diye hayıflanıyor. Yine de bozuntuya vermiyor ve kendilerinin bu sektörde en güvenilir emlakçılar olduklarını sabırla ve tane tane anlatıyor. Sonra da Joyce'la ve eviyle ilgili bilgi almak için standart sorularını soruyor. İşte işler de o an karışmaya başlıyor.

Tek başına nasıl yaşıyor?

[the_ad id="40731"]

Carla Spizzirri evini satmak isteyen Joyce'un 96 yaşında olduğunu ve tek başına yaşadığını öğrenince içinden küçük bir çığlık atsa da Joyce'a belli etmiyor. 100 yaşına gelmek üzere olan bir kadın nasıl olur da  hala tek başına yaşar diye düşünüyor. Ama bunları düşünmesine fırsat kalmıyor çünkü Joyce satılığa çıkaracağı evde tam 72 yıldır yaşadığını söyleyiveriyor. Ablası Gladys kadar çok ev satmamış olsa da oldukça deneyime sahip olan Carla ilk defa böyle bir şey duyuyor. Genelde evler 20-30 yılda bir el değiştirirken, 72 sene hiç el değiştirmemiş bir ev alarm çanlarını çaldırıyor. Çünkü emlakçı bakış açısından el değiştirmeyen ev demek, onarım geçirmemiş ev demek. Carla nazikçe Joyce'dan evin adres bilgilerini alıyor ve "Sizi bu akşam arayacağım" diye zaman kazanıyor çünkü acilen ablası Gladys'le konuyu değerlendirmesi gerekiyor.

.

Artık Her Şey Çok Daha Ürkütücü Bir Hal Alıyordu

Yetmiş İki Yıllık Evden Ne Çıktı?

[the_ad id="40731"]

Carla anlatıyor, Gladys dinliyor. "Ev sahibi 96 yaşında" diyor Carla. "Satış için yetkili makamlardan aklının yerinde olduğuna dair sağlık belgesi almak gerekir" diyor Gladys. "Ama konuşmasından aklının başında olduğu belli" diyor Carla. "Kanunlar öyle demiyor" diyor Gladys. İki kardeş bütün gün 96 yaşındaki kadının evini satmaya yetkisi var mı yok mu diye konuşup duruyorlar. O yaşta tek başına yaşamasının da tuhaf olduğunu düşünüyorlar. Genelde 80'in üzerindeki tanıdıkları ya huzurevinde ya da bir bakıcıyla yaşıyorlar ama hayatlarını altüst edecek olan Joyce 96 yaşında koca bir evde tek başına yaşadığını söylüyor. Bu garip durumun aslında onları nelerin beklediğine işaret ettiğinden habersiz olan kardeşleri asıl kaygılandıransa çok farklı bir konu.

 

Emlakçı Kardeşler İşin İçine Girdikçe Gizem Artıyor

72 yıldır istiflenen eşyalar

[the_ad id="40731"]

Yıllarını emlak sektörüne veren Carla ve Gladys kariyerleri boyunca karşılaştıkları insan çeşitlerinden biliyorlar ki, uzun süre aynı evde yaşayan insanların çoğu evlerini eşyalarla istiflemeye bayılıyorlar. Hatıralarını biriktiriyorlar, eski gazeteleri biriktiriyorlar. Kitaplar, dergiler, eski fotoğraf albümleri derken tavana kadar üst üste yığdıkları eşyalardan ne zemin ne de duvarlar görünmez oluyor. 96 yaşında tek başına yaşadığını söyleyen Joyce'un da evinin korkunç bir halde olduğuna neredeyse adları kadar emin olan kardeşler oturup hesap yapmaya başlıyorlar. Evin kaç odası var? Temizliğe ve çöpleri attırmaya ne kadar masraf edecekler? Eşyalardan havasız kalan zemin ve duvarların tadilatına ne kadar harcayacaklar? Eski bir evde yıllardır yaşayan yaşlı bir kadının onlara vereceği zahmeti rakama dönüştürmekle meşgul olan kardeşler, onları bekleyen gizemden habersiz kaba bir hesap çıkarıyorlar.

 

 

Her Ev Satılabilir...Mi? 

Konum Süper Ama

[the_ad id="40731"]

Carla ve Gladys kardeşler Joyce'un evini satmaya heveslenmek için işin olumlu tarafına bakmaya çalışıyorlar. Evin konumu tam ağız sulandıracak cinsten. Bir kere Joyce'un verdiği adrese göre ev Toronto'nun sakin ve nezih bir bölgesinde. Parklar, yeşillikler, iyi okullar, üst tabaka mahalleler, kısaca dört dörtlük bir konum. Çevresindeki evlerin ortalama satış rakamları da 900 bin doları aşmış durumda. Üstelik çevrede o sıralar satılıkta başka ev de yok. Gladys bölgeyi iyi tanıyor ve daha önce orada birçok ev satmış. Kağıt üzerinde herşey mükemmel. Ama Joyce'un evinin içindeki gizemi çözmeden hayallere kapılmaları da çok zor. Öncelikli olarak evin fotoğraflarını görmeleri lazım. Carla söz verdiği gibi akşam Joyce'u arıyor ve olaylar hiç beklediği gibi gelişmiyor!

 

 

 

 

Asıl Amacı Ne?

[the_ad id="40731"]

Carla evin fotoğraflarını istemek için Joyce'u arıyor. Telefon uzun uzun çaldıktan sonra nihayet karşı taraftan cılız bir ses "Alo" diyor. Demek ki akşamları Joyce evde yalnız kalmıyor diye sevinen Carla kendini tanıtıp Joyce'la görüşmek istediğini söylüyor. Ahizenin diğer tarafındaki titrek ses "Benim" deyince Carla birkaç saniye afallayıp sessiz kalıyor. Sabah konuştuğu kadınla şu an sesini duyduğu kadın aynı kişi olamaz! "Ben..." diyor Carla, "Ben evinizin birkaç fotoğrafını göndermeniz mümkün mü diye soracaktım". Joyce kısa bir yanıt veriyor "Evimi satmaktan vazgeçtim" ve yanıt beklemeden telefonu kapatıyor. Elinde telefonla ağzı açık kalakalan Carla'nın kendini toparlaması birkaç saniye sürüyor. Daha önce de fikir değiştiren insanlarla karşılaşan Carla ilk kez bu kadar ani ve sert bir tepkiyle karşılaşıyor. Gizemi çözme isteğiyse daha da artıyor.

 

 

Yaşlı Kadın Ne Saklıyor?

Bu İşin İçinde Bir İş Var

[the_ad id="40731"]

İlk aradığında tatlı tatlı evini satmayı düşünen Joyce acaba hangi ilaçları almıştı da aynı akşam vazgeçtiğini bu kadar kaba bir üslupla göstermişti? Carla ve Gladys daha önce de huysuz ihtiyarlarla çalışmışlardı ama böylesini ilk kez görüyorlardı. Evini satılığa koymak isteyen ve onları ilk arayan Joyce'tu. Ama sanki tam tersiymiş gibi Carla'yı tersleyip yüzüne telefonu kapatmıştı. Carla sakin kalmayı başarmasıyla isim yapmıştı ve Joyce'u geri kazanmaya kararlıydı. Üstelik bu evin gizemini çözmeden ve içeride neler saklandığını görmeden vazgeçmeye de hiç niyeti yoktu. 96 yaşındaki Joyce'un komşularını ziyaret ederek başladı araştırmaya. Günler süren araştırması sonucunda öğrendikleri onu dehşete düşürmeye yetti! Joyce'un evinin içini yıllardır hiçbir komşusu görmemişti. Tedirgin olmaya başlayan kardeşler Joyce'u tekrar aramaya karar verdiler ve gizemin bir parçası o gün çözülmeye başladı.

 

 

Duygusallık Tavan

Tereddütün İç Yüzü

[the_ad id="40731"]

Emlakçı kardeşlerden Carla en son Joyce'la konuşmaya çalıştığında akşam saatleriydi ve olaylar hiç beklediği gibi gelişmemişti. Aradan geçen zaman içinde Joyce veya evi hakkında hiçbir bilgi edinemeyen Carla ve Glayds kardeşler ikna kabiliyetlerini tekrar denemeye karar verdiler. Joyce'un neler gizlemeye çalıştığını çok merak ediyorlardı ve iş artık basit bir ev satışını aşmıştı. Carla tam10 günlük sessiz kaldıktan sonra bir gün öğle saatinde Joyce'u telefonla aradı. Joyce telefonu açtığında Carla tüm samimiyetiyle konuşmaya başladı "Merhaba Joyce, nasılsın ben Carla Spizzirri. Evini satmaktan vazgeçtiğini biliyorum ben sadece senin nasıl olduğunu merak ettiğim için aradım. Tek başına yaşadığı söylediğin için senin için endişelendim" diye söz başlayan Carla'yı hiç ummadığı bir yanıt bekliyordu.

Asıl gizlediği neydi?

Sır Perdesi Aralanıyor

[the_ad id="40731"]

Carla'nın bir emlakçı olarak değil de yeni bir arkadaş olarak aramasına çok duygulanan Joyce o telefon konuşmasında kelimenin tam anlamıyla dökülüyor. Carla'ya her şeyi anlatmaya başlıyor.Artık yaşı çok ilerlediği için bir huzurevine taşınması gerektiğini ve bu yüzden de evi satması gerektiğini biliyor ama gencecik kızken yerleştiği evinden ve hatıralarından kopmak ona çok dayanılmaz bir acı veriyor. Bu yüzden de bocalıyor. Çok sevdiği kocasını yıllar önce kaybediyor, bir kızı var o da uzakta yaşıyor. Kendi sağlığı yerinde ama artık koca ev ona çok boş geliyor. Carla bütün bunları duyduktan sonra gerçekten samimi davranıyor ve Joyce'a çok sevdiği evinin belki de artık yeni sahiplerini beklediğini hatırlatıyor. Duygusallığın tavan yaptığı salya sümük ağlaşmalı sohbetlerinin sonunda Joyce evin bir fotoğrafını göndermeyi kabul ediyor. Carla ve Gladys gelen fotoğrafı görünce kalakalıyorlar.

Evin Fotoğrafındaki Gizemli Detay >>

Dış Görünüşe Aldanmak

[the_ad id="40731"]

Carla ve Glayds Spizzirri kardeşler konu emlak olunca akan suları durdurmayı biliyorlar. "Bakımlı evleri herkes satabilir ama biz zor evleri satıyoruz" diyen ikilinin uzmanlık konusuysa harabeye dönen evleri renove ederek albenili hale dönüştürmek. Joyce'dan gelen fotoğrafı gördüklerinde ne yapacaklarını şaşırmaları da çok doğal. Çünkü Joyce eve dair sadece tek bir fotoğraf gönderiyor ve fotoğrafta evin sadece sokaktan görünümü var. Sıradan bir görünüşe sahip evin içine dair hiçbir fikir vermeyen fotoğraf yüzünden iki kardeşin merakı daha da artıyor. Neden Joyce ısrarla evin içini göstermekten kaçınıyor? 72 yıllık evin dış görünümü bakıma gerek yok gibi duruyor ama peki ya içi? Durumun sandıklarından da ürkütücü olabileceğine inanmaya başlayan emlakçı kardeşlerin evin içini görmek için neler yaptığına inanamayacaksınız!

 

Merak Uğruna Yapılanlar

Gerilimi Tırmandıran Sır

[the_ad id="40731"]

Tek fotoğrafla işin içinden çıkamayan Carla ve Gladys kara kara neler yapabileceklerini düşünüyorlar. Joyce'u arayıp başka fotoğraflar isterlerse onu ürkütebilirler. Joyce istese evin her odasının fotoğrafını gönderirdi. Sadece dışarıdan çekilen bir fotoğraf göndererek bir mesaj mı veriyor? Belki de onlara hala güvenmediği için satış yetkisi vermeden evinin fotoğraflarını paylaşmamayı düşünüyor. Bu eski toprağı anlamak gerçekten çok zordu. Hele Joyce gibi ser verip sır vermeyen bir kadını çözmeye çalışmak artık tüm vakitlerini almaya başlıyor. Carla şansını zorluyor ve Joyce'u tekrar arıyor. Amacı evi görmek için bir randevu kapmak, ama Joyce yine ters köşe yapıyor!

Evin İçini Görmek Nelere Mal Oldu

Öylesine Bir Ev Değil

[the_ad id="40731"]

Carla Spizzirri Joyce'la kurduğu kişisel bağı geliştirmek ve onun güvenini kazanmak uğruna minik jestler yapmaya başlıyor. Adresi bildiği için Joyce'a içi renkli kurabiyelerle dolu sepetler gönderiyor, yetmiyor ona çiçekli böcekli kartlar postalıyor. Joyce her defasında Carla'yı arayıp nazik ve düşünceli oluşundan dolayı ona teşekkür ediyor. Carla konuyu asla evin satışına ya da evin içini görmeye getirmiyor. Joyce'un kendi isteğiyle onları evi görmeye davet etmesini bekliyor. Bekliyor. Bekliyor. Bu sırada Gladys başka evlerin satışlarını bitiriyor ve küçük kardeşinin bu işi artık takıntı haline getirmesiyle dalga geçmeye başlıyor. Aradan bir ay geçmesine rağmen Joyce'dan bir davet gelmiyor. Ve bir gün Carla hiç beklemediği bir telefon alıyor.

 

Dışardan Görünmeyen Ne

72 yıllık evin içi

[the_ad id="40731"]

Sizler bu satırları okurken ne kadar meraklanıyorsanız Carla ve Glayds Spizzirri kardeşler de evin içini görmek için o kadar meraklanıyorlar. Onların sizden daha sabırlı olmaları gerekiyor çünkü Joyce bir türlü evinin içini onlara göstermiyor. Ta ki bir sabah Carla'ya bir telefon gelene kadar. Arayan ev sahibi Joyce. "Hiç sormadınız ama bence artık gelip evin içini de görmelisiniz" diyor. Carla heyecandan ne diyeceğini şaşırıyor önce ama hemen kendini toparlayıp günü ve saati kararlaştırıyor. Gladys'e gururla gelişmeleri anlatıyor ve evi görecekleri tarihteki diğer tüm programlarını iptal ediyorlar. İki kardeş evin içinin durumunu not alacakları formları hazırlıyorlar. Joyce'la tanışmaya gidecekleri gün gelip çattığında işler hiç de bekledikleri gibi gitmiyor.

Ne Umdular Ne Buldular

[the_ad id="40731"]

96 yaşındaki Joyce'un tekrar fikrini değiştirmesinden korkan Spizzirri kardeşler evi ziyaret edecekleri günden bir gün önce son kez teyit almak için Joyce'la konuşuyorlar. Joyce onları beklediğini ve gelirken hangi yolu kullanırlarsa trafiğe takılmayacaklarını detaylı bir şekilde anlatıyor. Carla Spizzirri Joyce'a her zaman gönderdiği kurabiye sepetlerinden almayı ihmal etmiyor. Gladys ise deneyimlerine dayanarak kardeşini uyarıyor: "çok sevdiğin ayakkabılarını ve pahalı kıyafetlerini giyme". Yıllardır kimsenin içini görmediği bir eve gidiyorlar, içeride 50 kedi yaşıyor olabilir, çöp dağları üzerlerine dökülebilir veya ne olduğunu bilmedikleri yapışık yüzeylere basmaları gerekebilir. Bütün bunları göz önüne alarak yanlarına yedek kıyafet ve ayakkabı almayı da ihmal etmiyorlar. Ve gizemli eve doğru yola çıkıyorlar.

Mahalle Fazla Mı Sessiz

[the_ad id="40731"]

Nihayet sır gibi saklanan evin içini görmek için yola çıkan Carla ve Gladys Spizzirri kardeşler onları nelerin beklediğine dair tahminler yürütüyorlar. Özellikle istiflenen eşyaların bir an önce kaldırılması gerektiğine karar veriyorlar ve bu işlemi yapması için birkaç temizlik şirketiyle ön görüşmeler yapıyorlar. Amaçları Joyce'la tanışıp evin halini gördükten sonra en kısa sürede evi temizletmeye başlamak. Temizlik şirketleri arasından en yakın tarihe randevu verenle ön anlaşma bile yapıyorlar. Şirketle anlaşmaları uyarınca önce istiflenen eşyalar evden alınacak, ardından böcek ilaçlaması ve dezenfektanlarla temizlik yapılacak. Emlakçı kardeşler yol boyunca bu planları yaparken ev sahibi Joyce'un bunların hepsini iptal ettireceğini bilmiyorlar tabii. Joyce'un evi için başka planları var.

Kırmızı Tuğlaların Arkasındaki Gerçek

Dışları Aynı Ama Birinin İçi Farklı

[the_ad id="40731"]

Spizzirri kardeşler haftalardır kafalarını meşgul eden sorulara yanıt bulma umuduyla çıktıkları yolculuğun sonuna yaklaştıklarında karşılaştıkları manzara onları çok şaşırtıyor. 72 yıllık evini satılığa çıkaran 96 yaşındaki Joyce'un anlattığı yollardan geçerek mahalleye varıyorlar. Paralel olarak yanyana dizilmiş geniş sokakları birkaç kez turlayan emlakçı kardeşler tüm mahallede aynı tip evler olduğunu görüyorlar. Dışı kırmızı tuğlalı, önünde küçük açık bahçesi olan iki katlı evler. Geniş bir alana yayılan mahallenin sessiz sakin görünümü biraz ürkütücü geliyor. Ne de olsa içinde ne olduğunu bilmedikleri bir eve girecekler ve etrafta kimselerin olmaması endişe verici. Yıllardır kimsenin içini görmediği bir evde kayıp düşseler yardımlarına koşacak kimse yok ortalıkta. Merakları ve evin satışından kazanmayı umdukları komisyon bu endişelerini hafifletse de onları neyin beklediğini hala bilmiyorlar.

Ve Gizem Kalkıyor

[the_ad id="40731"]

Satışa çıkarmayı umdukları evin gizemini çözmeye dakikalar kala Jane Sokağı, 148 Numara'nın önüne park eden usta emlakçı Gladys Spizzirri arabanın içinden kafasını dışarıya uzatarak evin içini görmeye çalışıyor. Sabırsızlıktan artık yerinde duramayan kız kardeşi Carla Spizzirri ise çoktan kendini dışarı atmış arka koltuktaki kurabiye sepetini ve menekşe buketini almakla meşgul. Gladys bugüne özel olarak aldığı eski evrak çantasının içini son bir kez kontrol ediyor. Gerekli formların her birini tek tek gözden geçiriyor ve içi rahat edine arabadan iniyor. Birlikte evin ön kapısına doğru ilerliyorlar. Nefeslerini tutarak verandaya çıkan beş basamağı çıkıyorlar. Carla'nın eli kolu getirdiği hediyelerle dolu olduğu için zili Glayds çalıyor. Bir türlü geçmek bilmeyen saniyelerin sonunda içeriden yaklaşan ayak seslerini duyuyorlar ve kapı yavaş yavaş aralanıyor. Artık gizemli evle aralarında sadece bir adım var.

 

Sır Perdesi Açılınca Ne Çıktı

Saklamak İstememiş

[the_ad id="40731"]

Hayal güçlerinin ve mesleki deformasyonun kendilerine oynadığı korkunç oyundan kurtulmaları en az 30 saniyelerini alıyor. Gladys ve Carla Spizzirri kardeşler, pislikten ve yıkıntıdan geçilmeyeceğine emin oldukları 72 yıllık evin için görüyorlar ama gördüklerini uzun süre algılayamıyorlar. Ufak tefek ev sahibi, 96 yaşındaki Joyce, önemli misafirler ağırlayacağı için döpiyesini giymiş, inci küpelerini ve inci kolyesini takmış, bembeyaz kısacık saçlarını özenle taramış bir şekilde karşılarında duruyor. Bakışlarını bu sevimli ihtiyarın içi gülen gözlerinden ayırabildiklerinde arka plandaki evi fark ediyorlar. Hayretten donakalıyorlar. Emlakçı kardeşler hayatlarını değiştirecek, adlarını tüm dünyaya duyuracak bir eve girdiklerini hala bilmiyorlar. Yıllardır el değmeyen duvarları, mobilyaları, merdivenleri görünce nasıl bir işin içine girdiklerini idrak etmeye başlıyorlar.

Zaman Bükülebilir Mi?

Geçmişe Işınlanmak

[the_ad id="40731"]

Bekledikleri, hayal ettikleri, önceden hazırlık yaptıkları gibi değildi. Alıştıkları, gördükleri, bildikleri, öğrendikleri gibi de değildi. Joyce'un satılığa çıkarmak istediği 72 yıldır yaşadığı evinde zaman adeta durdurulmuş gibiydi. Tanışma faslı bitip çiçekler kurabiyeler el değiştirdikten sonra evi incelemeye başlayan Carla ve Gladys Spizzirri kardeşler önyargılarının kendilerine oynadığı oyundan için için utanıyorlardı. Joyce 96 yaşında diye ve 72 yıldır aynı evde yaşıyor diye evin eski püskü olacağına inandırmışlardı kendilerini. Oysa Joyce evine de eşyalarına da çok iyi bakmıştı. 1950'de yapılan iç dekorasyon hala aynıydı. Duvar kağıtları, halılar, döşemelik kumaşlar. Hiçbiri eskimemişti, kirlenmemişti. Zaman bükülebilse ve o döneme ışınlanabilseler, gördükleri manzara aynen böyle olurdu.

Dönem Müzesi Gibi

1950'nin Film Seti

[the_ad id="40731"]

Joyce aslında evinden çalışan bir terziydi. Evini çok sevdiği için de özene bezene iç dekorasyonunu yapmıştı. Yıllardır da koca evi çekip çeviriyor ve hiçbir şeyin eskimesine izin vermiyordu. Her oda duvarlarda farklı duvar kağıtları kaplıydı. Yerler ise duvardan duvara halıyla kaplanmıştı ve halı rengi duvar kağıdıyla aynı tonlardaydı. Koltukların yüzeyleri ve yastıklarda kullanılan döşeme kumaşları da kontrast renklerdeydi. Carla ve Gladys Spizzirri kardeşler evi gezdikçe hayranlıklarını gizleyemiyorlardı. Evini çok seven insanlar görmüşlerdi ama bu evi bunca yıl bu kadar iyi durumda tutmak sevgiden de öte bir şeydi, adeta bir mucizeydi. Joyce'un evini gizlemek gibi bir kaygısı da yoktu. Gizem perdesini kendi hayal güçlerinde yaratmışlardı. Joyce'a göre evi her zamanki eviydi işte.

Evin keşfedilmesi!

Yetenek Varsa Herşey Mümkün

[the_ad id="40731"]

İşte burası tüm yaratıcılığını konuşturduğu yerdi. Dikiş sandalyesinde olmadığı zamanlarda, Joyce kendini evinin dekorasyonu ile meşgul ederdi. Birazcık nakit parayla, mütevazı meskenini lüks bir otele dönüştürmek için elinden gelenin en iyisini yaptı. Kullandığı tek şey yaratıcılığı ve becerisiydi; bu tasarımları yaparken evin tarihin kalbindeki değerli bir mücevher haline geleceğini nereden bilebilirdi ki? İster inanın ister inanmayın, çok büyük paralar harcanmadan yalnızca tasarım yeteneği evi baştan yaratmak için yeterliydi.

Peki, Mutfak?

1950’lerin Modası

[the_ad id="40731"]

Joyce, kendi evinin tasarımcısı olarak çok şanslıydı çünkü yapılan dekorasyonda yalnız değildi. Tüm ailesi bu evi güzelleştirmek ve baştan yaratmak için seferber olmuştu. Mobilyalardan duvardaki perdelere ve yataklardaki çarşaflara kadar hepsi Joyce'un yaratıcı fikirlerinin ürünüydü. Neyse ki, II. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle ve ekonominin canlanmasıyla birlikte çok daha fazlasını yapabildiler. Elbette evin içindeki bu efsane değişiklikler yapıldıktan sonra evin sigorta ücreti de artmış olsaydı hiç şaşırmazdık.

Canlı Renkler Mi Pastel Renkler Mi?

Renk Paleti

[the_ad id="40731"]

O zamanlarda insanlar her şeyi renkli yapmak için adeta takıntılıydılar; ama renkli derken hakikaten çok renkli. Pek çoğu, evlerini parlak kırmızı, capcanlı yeşil ve fosforlu sarı gibi iddialı renklerle dekore ediyordu. Belki de savaştan sonra daha parlak bir geleceğin sembolü olarak gördükleri için, evleri epeyi küçük olsa bile,  genellikle daha canlı renkler seçerlerdi. Ancak, hepsi evini parlak renklerle süslemiyor; bazısı daha doğal ve pastel renkler tercih ediyordu. O dönemde neredeyse herkes renk cümbüşü halinde ev tasarımına ve inşa işine başlamıştı. Ne kadar renkli günler olduğunu hayal edebilirsiniz…

Mağaraya İnelim

Ahşap Mağara

[the_ad id="40731"]

Yeni taşınıp, evi baştan yaratmaya karar verdiğinde Joyce'un ilham kaynağı olan birçok şey vardı. Aslında, bugün 96 yaşındaki yaşlı kadının evi; 50'li yılların trend renklerini, ev aletlerini, tasarımını ve daha pek çok şeyi gözler önüne serdiği için adeta zaman kapsülü görevi de görüyordu. Halbuki terzinin evinde gözden kaçırılmaması gereken eşsiz bir ayrıntı daha vardı; 70 yıldan fazladır evini neredeyse hiç el değmemiş kadar yepyeni; ama terk edilmemiş kadar da tertemiz tutmuştu. Evinin güzelliğini korumak için nasıl bu kadar özverili davranmıştı?

Her Şey Bu Kadar Kusursuz Mu?

Hasarların Onarımı

[the_ad id="40731"]

Joyce’un evi gerçekten göz alıcı ve etkileyici görünürken, diğer yandan çıplak gözle görülemeyen bazı eksiklikler olabilirdi. Isıtma onarımı, su kaçağı veya elektrik arızası gibi problemler sadece hasar incelemesinde ortaya çıkabiliyordu. Ev, emlakçılar Carla ve Gladys’i akıllarını başlarından alacak kadar çok etkilemişti; ancak hasar onarımı gerekirse Joyce’un biraz da olsa paraya ihtiyacının olabileceğini inkar edemediler. Kız kardeşler bu konuda oldukça gergindi, tadilat gerekirse çok pahalıya mal olmayacağını umuyorlardı.

Salon ve Oturma Odasındaki Gizli Detaylar

Şirin Salon

[the_ad id="40731"]

Bir röportajına göre, Joyce pastel renkleri seviyordu; ama her şey uyum halinde birbirini tamamlamalıydı. En sevdiği renk paletini tanımlarken, parlak renklerden ziyade açıklı koyulu her tonun bulunduğu yumuşak renkleri tarif ediyordu. Gözleri yormayan her rengi seven Joyce’un evinin içindeki pastel renkler, aydınlık pencereleriyle mükemmel bir uyum yakalıyor ve odalarda sakinlik ve huzur yaratıyordu. Mobilyalarını, yataklarını, duvar kağıtlarını, boyalarını ve dekorları da fark edeceğiniz gibi; mor, pembe ve pastel renkler sıklıkla kullanılmıştı.

Duvardaki Altın Kaplamalı Süsler

Pembe

[the_ad id="40731"]

Evin içine detaylıca baktığınızda, yetmiş yıldan fazladır nasıl böylesi bir güzellikle var olduğuna inanamıyorsunuz değil mi? Joyce, evi en küçük detayına kadar büyük bir özveriyle korumayı başardı. O dönemde büyük harcamalarla tasarlanmış gibi gözükebilir; ancak yaptığı her şey tutku ve yeteneğiyle orta çıkmıştı. Joyce’un çabalarının karşılığı gerçekten inanılmaz; şimdi yeni ev sahiplerinin de evi Joyce kadar iyi koruyacağını umuyoruz. Kızına göre Joyce, pembe rengi ve içinde pembe olan her şeyi çok seviyordu, bu yüzden resimdeki pembe oda favoriler arasındaydı.

Önyargıların Son Bulması

Geçmişe Yolculuk

[the_ad id="40731"]

Carla ve Gladys eve girdiklerinde şaşkınlıktan neredeyse düşüp bayılacaktı, bu kapalı cennetin kapısı aralanırken gözleri fal taşı gibi açılmıştı. 50’li yıllardan kalma bozulmamış bir zaman kapsülüne girmiş gibiydiler, ev tertemizdi ve fevkalade dekore edilmişti. Joyce’un evi, uzun zamandır gördükleri en çarpıcı tasarıma sahipti. Joyce nezaketle onları cennetine buyur etti. Tüm korku ve endişelerini kapının diğer tarafında bıraktılar. Meslek hayatlarında böylesi muhteşem bir iç dizaynla hiç karşılaşmamışlardı.

Her Şey Bir Adımla Başladı

Ev mi Yoksa Müze mi?

[the_ad id="40731"]

Joyce onlara evinde tur attırırken, her şey o kadar muhteşemdi ki kardeşler gördükleri manzara karşısında büyülendiler. Elbette emlakçı olarak akıllarına gelen ilk soru Joyce'un olağanüstü güzel evinde sahip olduğu malları da kapsayan detaylı bir mülk sigortası olup olmadığıydı. Tecrübeli emlakçılar odaları gördükçe, farklı bir endişeye kapılmaya başlamıştı çünkü bu göz kamaştırıcı olağanüstü mülkün satılma konusuna gelince işler karışıyordu.

Masalsı Bir Oda

[the_ad id="40731"]

Mülkün müthiş merkezi konumu alıcılar için avantajdı; ancak Gladys ve Carla’yı bu kadar düşündüren konu bambaşkaydı. Ev dekorasyonundaki her şey tutku ve uzun yılların emeğiyle yapıldığı için paha biçilemezdi; onları satmak Joyce için neredeyse imkansızdı. Odaların çoğunun duvarları yumuşak pastel renklerle kaplanmış ve göz önündeki her köşe pembenin tonlarıyla aydınlatılmıştı. Zarif mobilyaların, şık perdelerin, bibloların uyumu, altın rengin odaya kattığı efekt akıllara durgunluk veriyordu, Gladys ve Carla’nın nutku tutulmuştu. Tek sorun şuydu; ev inanılmaz derecede kadınsı bir zevkle döşenmişti. Emlakçılar, evi potansiyel alıcılara pazarlarken özellikle erkek müşteriler tarafından problem çıkabileceğini düşünüyordu.

Köşe Koltuğunun Çiçek Detaylı Duvar Kağıtlarıyla Bütünlüğü

Ne Keşfettiler?

[the_ad id="40731"]

Satın aldığınız ev yapısal olarak problemli değilse, evin içinde kontrolünüzden çıkan herhangi bir durum karşısında ev sigortası harika bir kurtarıcıdır. Kardeşler evle ilgili çok fazla hasar bulmayacaklarını umarak değerlendirmelerini tamamladılar. Evin kusursuzluğu karşısında yaşadıkları şoku atlatamamışlardı. Joyce, mülkü sadece estetik açıdan dekore edip korumamış, aynı zamanda herhangi bir hasar meydana geldiğinde de derhal müdahale etmişti. Bu köşe koltuğu, çiçeklerin verdiği hava, pencerelere uygun şirin perdeler sanki peri masalının içindeymiş hissi yaratıyordu.

Çığ Gibi Büyüyor

Şık Dekor

[the_ad id="40731"]

Emlakçılar internet sayfalarında evin ilanını yayınladı; neyle karşılaşacaklarını görmek istiyorlardı. Sonrasında yaşadıkları telefon trafiği ise inanılmazdı! İnsanlar tarihin izlerini taşıyan bu evin dekoruna resmen aşık olmuşlardı. Lüks bir ev olmamasına rağmen, ülkenin dört bir yanından talip çıkıyordu. İnsanlar sadece 50’li yıllarda yaşıyormuş gibi hissettiren dekorasyon için ilgilenmiyordu. Evin, o dönemden birileri tarafından satın alınmış olma düşüncesi bile o kadar değerliydi ki… Joyce’un bu tutkusu herkesi büyülemeye yetiyordu; kendini adayarak sıkı çalışması sayesinde evin yaş almasına rağmen modern dünyada eskimesine izin vermemişti.

Daha Önce Mutfakta Tadilat Yapıldı mı?

Küçük Bir Yenileme

[the_ad id="40731"]

Joyce’un evin içinde yaşadığı 70 yıl içinde tadilat görüp yenilenen tek yer vardı; o da mutfaktı. 60’lı yılların ortalarında, pişirme alanını yenileyerek biraz değişiklik yaptı; ama mutfak dışında evin geri kalan kısımları tam olarak ilk satın aldığı zamanki gibiydi. Dünyanın dikkatini çekmiş olmak, evi satmak bir engel yaratmamalıydı; ama yeni ev sahipleri bu evi olduğu gibi korumaya devam edebilecekler miydi?

Banyolardaki İhtişamı Görmeye Hazır Mısınız?

Alt Kattaki Banyo

[the_ad id="40731"]

Evin göze çarpan odalarından biri de kesinlikle bodrum katındaki banyoydu. İçerisinde büyük bir ayna ile ferah ve huzur verici leylak bir lavabo bulunuyordu. Buna bir de akordeon kapılı kullanışlı bir duş ekleyin, işte tam da herkes için ideal bir banyo değil mi? En büyük oda olmayabilir; ancak karakteristik tasarımıyla alıcıların gönlünü fethetmeye yetiyor.

Çamaşırlar Nerede Yıkanıyor?

Çamaşır Odası

[the_ad id="40731"]

İçinde olmasını isteyeceğimiz her şeyin tek bir evde toplanmasının ne kadar zor olduğunu biliyoruz; ancak Joyce'un evi hemen hemen tüm alıcılar için hazır paket halinde sunuluyordu. Bodrum katına yerleştirilmiş ve hala kusursuz şekilde çalışan bir çamaşırhane, yoğun çamaşır yıkama seansları için geniş bir alana kurulmuştu. Aslında oldukça basit bir odaydı; ama iyi bir tasarımcı kolayca renk katabilir ve herhangi bir tadilat işi gerektirmediğinden rahatlıkla dizayn edilebilirdi.

Şimdi Biraz Dama Oynamaya Ne Dersiniz?

Dama Taşları

[the_ad id="40731"]

O dönemde ev aletleri genellikle parlak renkliydi ve bugünün araç gereçlerine kıyasla tamamen farklı görünüyorlardı. Şu anda moda nasıl hızlı bir şekilde değişiyorsa, o çağda da öyleydi ve insanlar ekonominin canlanmasından sonra üretilen yeni cihazlardan çok memnun kalmışlardı. Ayrıca 50'ler, emek tasarrufu sağlayan teknolojik gelişmelerin yaşandığı etkili bir dönemdi. Ev aletlerinin yanı sıra, dama tahtası deseniyle kaplı fayanslar da çağın trendinin bir parçasıydı. 50'ler dönemi sadece renkli değildi; aynı zamanda yaratıcı bir dönemdi ve bugün birçok kişi geçmişe ait değerli ve antika eşyaları bulabilmek için ciddi bir çaba sarf ediyor.

Nasıl Bir Bahçe?

Yemyeşil Bahçe

[the_ad id="40731"]

Bahçe, en az evin içi kadar etkileyiciydi. Joyce, evini görenleri ve gelecekteki yeni sahiplerini büyüleyecek çok estetik bir bahçe tasarlamıştı. Özel bir çim sayesinde bahçe çok da fazla bakım gerektirmiyordu, bu yüzden çimleri sürekli biçmenize gerek kalmıyordu. Aynı zamanda bahçenin sınırlarını rengarenk çiçeklerle belirlemişti. Gösteriş ve huzur arayan herkes, satın alma kriterleri içinde kesinlikle böyle bir bahçeye öncelik verir.

Bodrum Katta Neler Oluyor?

Otantik Mağara

[the_ad id="40731"]

Evi daha da değerli kılan, gizemli bir yer daha vardı; o da işte bu otantik bodrum katıydı. Odanın kendine has antik havası, yalnızca resmini görenlerin bile içeride oturup bir şeyler içip kafa dinlemek isteyeceği huzurla kaplı bir şekilde döşenmişti. Köşedeki tatlı kanepe ve müthiş bir barla tamamlanan bu bölümde ihtiyacınız olan her şey vardı. Ahşap bodrum katındaki antika mobilyalar ve genel tasarım diğer odalardan oldukça farklıydı. Pembe ve pastel tonlarla döşenen diğer yerlere nazaran, bu ahşap dekor aslında renk seçimiyle de her türlü alıcıya hitap edebilecek cinstendi.

Terzi Bir Kadının Evinde Dikiş Odası Olmaz Mı Hiç?

Dikiş Odası

[the_ad id="40731"]

Elbette Joyce gibi usta bir terzinin evi, yeteneklerini rahatlıkla sergileyebildiği işte böyle bir dikiş odası olmadan eksik kalırdı. Kolayca bir ofise, hatta küçük dokunuşlarla misafir odasına bile dönüştürülebilirken, Joyce için dikiş her şeyin önündeydi. Beyaz ve ferah tavan dışında her yer morun tonlarıyla kaplanmıştı. Bazıları için morun yoğunluğu çok fazla olabilirken bazıları için de renk seçimi mükemmeldi.

Diğer Banyonun Şahane Dekoru

2. Banyo

[the_ad id="40731"]

Bodrum katındaki banyonun yanı sıra, günlük kullanım için bir tane de aile banyosu vardı. Evin büyüklüğü ve iki banyo olması nedeniyle, alıcılar ucuz ev sigortası bulmakta zorlanabilirlerdi. Bu şirin aile banyosu evdeki diğer odalara benzer renklerle dekore edilmişti. Klozet kapağını örten gösterişli yastık kılıfı ile altın rengin kattığı ışıltıyı ön plana çıkaran pembe renkler muazzam bir efekt katıyordu.

Uzun Bir Yatak Odası

Büyüleyici Yatak Odası

[the_ad id="40731"]

Joyce'un evinin ana yatak odası ise kıskanılacak uzunluktaydı; yatak ve dolaplar da odanın şekline göre ustalıkla dizayn edilmişti. Yan taraftaki sabit çekmecelerin olduğu alan sayesinde, günlük giysileri koymak için ekstra bir yere ihtiyaç olmayabilirdi. Açık lila renkli duvar ve mor bir halı ile fuşya bir kanepe evin diğer odalarındaki bütünlüğü de tamamlıyordu. Renk tonları ve farklı kontrastlar odaya son derece modern bir hava katıyordu.

Üç tane geniş yatak odası

Sağlam Bina

[the_ad id="40731"]

Joyce'un evinde üç tane geniş yatak odasının bulunması ve evin iki katlı olması fiyatını direk arttırıyordu. Evin her yeri tuğla ve taş bileşimiyle döşendiği için hasarlara dayanacak şekilde inşa edilmişti. Bu sağlam yapı, tamamen Joyce ve ailesinin fevkalade yeteneğiyle yaratıcılığı sayesinde ortaya çıkmıştı. Yerin büyüklüğü göz önüne alındığında, bir miktar ev tadilatı ile alan daha da genişleyebilir ve değeri daha da yükseltilip, yeni alıcıların yaşamını da daha keyifli hale getirebilirdi.

Yatak Odasının Devamı

Gösterişli Tasarım

[the_ad id="40731"]

Ve bu da ebeveyn yatak odasının devamı; fotoğraf karesi alanın gerçekte ne kadar büyük olduğunu vurgulamaktadır. Monte edilmiş çekmecelerin yanı sıra, odayı daha kullanışlı hale getiren geniş, ferah gömme dolaplar bulunuyor. Ortada fazladan ve gereksiz yer kaplamasını önlemek için odanın ölü kısmına güzelce sıkıştırılmıştı.

Arka Bahçede Neler Var?

Açık Alanın Verdiği Huzur

[the_ad id="40731"]

Bahçenin büyüklüğünü ve güzelliğini kendi gözünüzle görmeden anlamanız gerçekten çok zor; ama dışarıdan sıradan görünen evin arkasına saklanmış bu bahçe gizli bir mücevher niteliğinde. Tek dezavantajı komşuların gereken özeni göstermemesi ve sorumluluklarını göz ardı etmeleriydi. Burası geniş bir yüzme havuzuyla kaplı olmayabilir; fakat büyük bir kulübe ve bol miktarda oda olması durumunda, hiçbir eksiklik göze batmayacaktı.

Şömine Kim Sevmez Ki? Antik Çağa Gezinti

Şöminedeki Ayrıntı

[the_ad id="40731"]

Diğer odaların pembe, mor ve pastel renklerle kaplı olmasının yanında, ahşap gerçekten bodruma farklı bir hava katıyordu. Göze çarpan mavi halı ve abajurdan gelen zıt renk yansımaları harika görünüyordu. Devasa şömine ise harika bir ayrıntıydı; görüntüsündeki cazibenin haricinde, sadece faturaların fiyatını düşürmekle kalmıyor aynı zamanda başka ısıtıcılara duyulan ihtiyacı da azaltıyordu.

Sizce Bu Eve Biçilen Fiyat Nedir?

699 Bin Dolar

Evin böylesine büyüleyici görünmesini sağlayan antika eşyalar ve tasarım olduğu için, aslında Joyce dışında burada yaşayan başka birini hayal etmek epeyi zor. Joyce, izlerini her yere bırakmış, tarzını her noktaya yansıtmıştı. Bu sıra dışı ev piyasada 699 bin dolar olarak listelendi. Antika özelliği göz önüne alındığında, alıcıların telefonlarına yetişmek hiç de kolay olmadı. Joyce'un yıllar boyunca korumayı başardığı takdir edilesi emek, bu muhteşem mekanın değerinin artmasında büyük bir rol oynadı.

  • Home Page
  • About Us
  • Contact Us
  • Privacy Policy
  • Terms Of Use
  • Do Not Sell My Personal Information
Menu
  • Home Page
  • About Us
  • Contact Us
  • Privacy Policy
  • Terms Of Use
  • Do Not Sell My Personal Information
  • Home Page
  • About Us
  • Contact Us
  • Privacy Policy
  • Terms Of Use
  • Do Not Sell My Personal Information
Menu
  • Home Page
  • About Us
  • Contact Us
  • Privacy Policy
  • Terms Of Use
  • Do Not Sell My Personal Information

© 2024 timelesspages.net

  • Home
  • Finance & Business
  • Pocket Change
  • Legal Advice
  • Star Advisor
Menu
  • Home
  • Finance & Business
  • Pocket Change
  • Legal Advice
  • Star Advisor
  • About Us
  • Contact Us
  • Privacy Policy
  • Terms Of Use
  • Do Not Sell My Personal Information
Menu
  • About Us
  • Contact Us
  • Privacy Policy
  • Terms Of Use
  • Do Not Sell My Personal Information

© 2024 timelesspages.net